ONS
BİR BAHAR OYUNU

Mesut Varlık

Nihayet ONS’un IV. cildinde buluştuk! Bu yaz da ONS’uz geçmeyecek! 

 

Hazırlanırken, içerik yapısı en çok dalgalanan, değişen sayının bu elinizdeki cilt olduğunu söyleyebilirim. 

Geçen son seçimleri, son seçimler zannederek, size farklı bir içerik yapısı sunmayı planlamıştım ama kısmet olmadı. Şimdi, en azından biz İstanbullular için yeniden seçim vakti. O nedenle de yapılmış röportajları iptal etmek, ertelemek zorunda kaldık. Huzurlarınızda kendilerinden bir kez daha özür dilerim. Bir gün hepimiz 15 dakikalığına seçim yapmadan yaşayabileceğiz umarım. 

Mevsimlik bir yayın olarak ONS’un bile güncele dair konuşamayışı, bu ülkede her şeyin nasıl bir hızla ve anlık olarak değiştiğine bir işaret sanırım. Nüfusundaki istisnasız her bireyiyle son yirmi yılda bütünüyle değişmiş, değişmekte olan başka kaç ülke vardır, bilmiyorum. Belirsizlik karakterimiz haline gelecek diye korkuyor insan. Böylesine bir deneyimin içerisinden geçtiğimizi fark edemeyecek kadar da başkalarının ne söylediğine, başkalarının ne istediğine... kendimizi kaptırmış durumdayız. 

Kaçmanın imkanı yok ki kapılmayasınız. Üstelik bu, her alanda gündelik kararlar alışımızdan da açıkça anlaşılabiliyor. Günlerimizi çevreleyen, ağzımıza aldığımız lafların kuyusu olan tarihsel bilinçdışlarımız, verdiğimiz “hala aynı cevap”lar ile kendilerini ortaya döküyorlar. Tarihte örneği görülmemiş bir dönemden geçiyoruz ve bu dönem içerisinde dünyanın popülistleşme eğiliminde ısrarlı olduğu gerçeğine de teslim olacak gibi görünüyoruz doğrusu. 

Güncelin köpüğüne öyle pis dalmış durumdayız ki bugüne tarihselleştirerek bakabilmek yeteneğimizden savrularak uzaklaşıyoruz. Türkiye’nin, Türkiye siyasetinin, Türkiye kültürlerinin, Türkiye kültürel hayatının, Türkiye ekonomisinin, Türkiye demokrasisinin... neden böyle olduğundan bihabermişiz gibi davranıyoruz. 

Hepimizin bu sorulara cevapları var elbette. Bu cevaplarımız yirmi yıl önce de aynı, bugün de aynı ise bugünkü sorulara doğru cevapları verebilmemizin pek de imkanı yoktur halbuki. Bu ülkede yaklaşık iki yirmilik süredir yaşamaktayım. Bazen ruhen, bazen fiilen bu ülkedeki hemen hemen tüm baskın kültürel kodların içinden geçtim sayılır. Kimlik konusunun bu denli dertli olduğu bir coğrafyada bu da normal tabii, bir yanıyla. Sağcısı, solcusu, muhafazakarı, Kemalisti, liberali... herkesin elindeki güvendiği kavramlar bir bir buharlaşıyor; katı olan her şeyin kaderi yaşanıyor. 

Oysa dünya sadece üzerinde yaşayan bizlerden oluşmuyor. Bütün dünyanın tarihsel bir dönemeçten geçtiğinden bahsederken, bundan örneğin iklimi dışarıda tutamayız. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde doğa kendi bildiği dilde, nasıl bir dönemeçten geçtiğimizi bize anlatacak belli ki. Biliminsanları ne kadar lisan-ı münasiple anlatmaya çalışsalar da konuyu yine doğanın kendisi kapatacak anlaşılan. Kullandığı dil biraz yabani hala ama ne yaparsınız işte... 

İklim krizinden kişisel dönemeçlerimize dek bütün dünyanın adeta pamuğu atılıyor. Rodeo yapar gibi yaşıyoruz artık, üstelik başa çıkmaya çalıştığımız boğa da bir tane değil.

Bu hayhuyun içerisinde kendi yolunu açan bir yayın olarak hayatını sürdürmeye çalışıyor ONS. Arkamızda okurlarımızdan başka kimse olmayınca, böyle özgür, bağımsız, ferah bir yayıncılık yapmak mümkün olabiliyor. Henüz hiçbir yazarımıza telif ödeyemiyoruz ve bunu da herkes biliyor. Gizli baskı-saklı telif gibi şeylerle işi olmayan bir yayıncılık yürütmeye çalışınca da inanın her şey daha zor, çokça masraflı oluyor. 

İçerik çeşitliliğinden ödün vermeyen, yaşama kültürü adabından haberdar, sabun köpüğü içeriklerle vakit kaybına dayanamayan, yerelin ve evrenselin kültürel nabzını tutmaya çaba sarf eden, geleceğin okurlarına ufuk açabilmek gibi bir gayret içinde olan, “kapak fikri”nden kağıt seçimine, tasarımına dek orijinal bir dergi ONS. 

Henüz dördüncü sayısı şimdi yayımlanıyor olsa da birçok derginin, yayının tasarım ve içerik açısından değişime gitme ihtiyacı duymasına neden oldu. Herhangi bir tanıtım bütçemiz yok elbette. Buna rağmen kendi etkisiyle yayılmaya devam ediyor. Kelimenin tam anlamıyla dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından okurların övgüsüyle karşılanmak, elbette büyük bir keyif ve ferahlık duygusu veriyor. Ayrıca, Türkiye’nin önemli sesli kitap platformlarından Storytel’den de artık ONS’tan seçme yazıları dinleme imkanınız var. Hatta bu sayıdan itibaren başlayan “Çocuklara Ödüllü Bulmaca” köşemize katılanlara da hediye ediyoruz. 

Yarın ne yaşayacağımızı az çok bildiğimiz bir ülke burası, sürprizlerine alıştığımız bir ülke. 

Herkesin kendi kapısının önünü süpürmesinin yetmediği günlerdeyiz. Komşumuzun kapısını falan bile değil, sokakları temizlemek gerekiyor artık. Temiz bir dünyada yaşamak istiyorsak, bütün işi çöpçülere bırakamayız. Gerçek sokaklar bir kenara, önyargılarımızı, kabullerimizi sorgulamaya başlasak, düşünsel sokaklarımızı temizlemeye niyetlensek, kültürel kodlarımızın şöyle bi’ tozunu alsak... hiç fena olmayacak sanki. ONS’un yaşama kültürü; bağ ve bağlar kurmaya dayalıdır, birlikte ve beraber yaşamanın adabıyla. 

 

Yaz sohbetlerimizin verimli geçtiği, geyik muhabbetinden sözler duyabildiğimiz, söyleyebildiğimiz bir mevsim olur umarım... 

Sonbahar geldiğinde de yaprakların rengini izlemeye nefesimiz olsun... 

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White Instagram Icon