ONS V

SONBAHAR-KIŞ

2019

 Yaşama Kültürü Dergisi 

ONS V

Kültüre haddini bildirmemiz gerekmektedir.

    Nihayet, yıl bitmeden yeniden buluşabildik! Yine dopdolu bir içerikle karşınıza çıkabilmek için çok uğraştık ama değdi doğrusu...

    Hayatlarımızı güzelleştiren şeylerden biri haline geldi ONS. Her sayısı yeniden umudu besliyor.

    Fakat günden güne iyice ikna olmaya başladım: Bizim için artık, gündelik hayatımızdan gelecek planlarımıza kadar hiçbir şeyde, “ufuk”tan eser kalmadı. Neredeyse her birimiz bu haftanın hesabıyla bakıyoruz önümüze, görebildiğimiz de önümüzdeki aydan ötesi olamıyor işte. Bir şekilde teker dönüyor, çorba kaynıyor ise dert de kalmıyor. Sonra, bir şeyler olmayınca da suçlayacak kişi, merci bulmak kolay zaten.

    Terry Eagleton, Kültür kitabında önemli bulduğum birçok saptama arasında şunları da söylüyor: “Kitle kültürü iki aşamada evrimleşti. Önce etkisi toplumun neredeyse her çatlağından sızdı; sonra toplumsal varlığın geri kalanıyla öyle kaynaşmaya başladı ki kültürle toplum arasındaki fark gitgide belirsizleşti. [../.] Belki de kurtarıcımız olarak görmektense, kültüre haddini bildirmemiz gerekmektedir.”

    Türkiye’nin genel kültür ortamına baktığımızda; muhafazakârlar ve ulusalcılar ve her-yerdekiler arasında kalmış görünüyoruz. Aralarında kalan küçük bir grup var; onlar da ONS gibi işler yaparak umuda yol açma gayretindeler. Pek parlak bir tablo olduğu söylenemez!

    “Her yasal olan hak, helâl değildir” cümlesi ile “Günah işleme özgürlüğü vicdansızlara aittir” cümleleri arasında mı kaldık? Yoksa Elif Batuman’ın Budala romanından bahsederken yazarı “Türklüğe” mi davet edeceğiz? Üstelik her yanımız önümüze reklam kuşağından hallice “kültürel içerik” uzatan dergilerle, yayınlarla sarılı haldeyken.

    Parazit filmini döne döne izleyesim geliyor... 

Hayrını kendinden başka kimsenin görmeyeceği cümleler söyleyerek entelektüel tahakküm kurma peşindekilerin kendilerine “kültürel hegemon” demelerinden daha az sıkıcı konuları tartışabiliriz.

    Önümüze ufuk diye sunulan koyu gölgeden başımızı kaldırmaya vakit, hâl, moral bulmak zorundayız. Tanpınar’ın adını koyduğu: “Türkiye, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor” duygusundan çıkabilmek için nefes almaya, temiz havaya ihtiyacımız var.

 

    Yeni yıl curcunası umarım kendimizi yenilemeye, önümüze bakmaya, ufkumuzu genişletmeye vesile olur...

    Söze Eagleton ile girmiştim, onunla da çıkalım: “Genel olarak fundamentalizm kendilerini modernlik tarafından terk edilmiş ve hor görülmüş hissedenlerin inancıdır; bu patolojik ruh halinden sorumlu güçlerin kendileri de çokkültürlülüğü doğuranlar gibi kültürel olmaktan bir hayli uzaktır. Hatta yeni bir bin yılda yol alan insanlığın karşısındaki temel sorunlar hiçbir şekilde kültürel değildir; bundan çok daha sıradan ve maddidir. Savaş, açlık, uyuşturucu, silah, soykırım, hastalık, ekolojik felaket – bunların hepsinin kültürel yanları vardır ama özlerini kültür oluşturmaz. Kültürden bahsedenler kavramı şişirmeden konuşmayı beceremiyorlarsa belki de en iyisi sessiz kalmalarıdır.”

ONS'ta neler var?

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White Instagram Icon